Doğum izninin ötesinde bir değişiklik
22 Nisan 2026'da kabul edilip 1 Mayıs 2026'da Resmî Gazete'de (Sayı: 33240) yayımlanan 7578 sayılı Kanun'un analık ve babalık izni süreleri kamuoyunda öne çıktı. Ancak kanunun İK ve İSG birimlerini doğrudan ilgilendiren bir başka hükmü, gebe, loğusa ve emziren çalışanları 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde 'hassas grup' olarak tanımlıyor; bu tanım ILO'nun 183 sayılı Sözleşmesi'ne ve AB'nin 92/85/EEC direktifine atıfla yapılıyor.
Bu, sembolik bir sınıflandırma değil: hassas grup statüsü, işverenler için işyerindeki risk değerlendirmesinin bu çalışan grubu özelinde yeniden ele alınmasını gerektiren somut bir yükümlülük doğuruyor.
Risk değerlendirmesinde beklenen değişiklikler
Değişiklik, gebe ve emziren çalışanların kimyasal, fiziksel, biyolojik ve ergonomik risklere maruziyetinin işyeri hekimi ve İSG uzmanı tarafından bu grup özelinde yeniden değerlendirilmesini gerekli kılıyor. Genel risk değerlendirme belgesinde bu gruba ayrı bir bölüm ayrılmaması, denetimlerde eksiklik olarak değerlendirilebilir.
Kanunun çalışma yaşamına yansımaları üzerine yapılan değerlendirmeler, ISO 45003 standardına uyumlu psikososyal risk yönetiminin de gündeme geldiğini; uzun doğum izni sonrası işe dönüş sürecinin ayrı bir psikososyal risk dönemi olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.
İK ve İSG koordinasyonu şart
Uygulamada bu değişiklik, İK'nın gebelik bildirimini aldığı andan itibaren İSG birimini devreye sokması gereken bir sürece işaret ediyor: risk değerlendirmesinin güncellenmesi, gerekirse görev/pozisyon değişikliği ve işe dönüş sürecinin planlanması bu kapsamda.
Şirketlerin, mevcut risk değerlendirme dokümantasyonunda gebe/emziren çalışanlara dair ayrı bir bölüm olup olmadığını gözden geçirmesi, yasal uyum açısından öncelikli adım olarak öne çıkıyor.